Saat 9 suları
Akşam…İçmiyorum uzun süreden beri…Ama bugün içmem lazım, doğum günün şerefine,
buraya hiç gelmedim daha önce iyi müzik yapıyorlarmış duyduğuma göre, içeri
girdim 2 masa dolu. Bir tanesinde 19-20 yaşlarında genç bir çocuk karşısında
yine aynı yaşlarda bir kız…oturuyorlar birbirlerine bakıyorlar bir şeyler
söylüyorlar birbirlerine…
İlerdeki masa kalabalık 4 kız 18-19 yaşlarında 3 erkek 24-25
varlar.
Uzak bir masaya oturdum bir bira dedim gelen barmendi
sanırım…7 yıl geçmiş içmiyorum…İlk yudum sertti…Sonra su içermiş gibi
içtim…Ancak çaldıkları hoşuma gitmemişti…Çok değişik bir tarz, Hardcore
Metal…sevemedim bir türlü…
Eskiden Karavan diye bir yer vardı Taksimde, Seninle hep
giderdik…hala duruyor mudur acaba?
Duruyorsa eski günler için içerim biraz sonra da eve
dönerim…Nihayet duruyor hala eskisi gibi…girişi biraz yenilemişler…masalar aynı
duvarlar aynı gibi karanlık göremedim pek fazla şey. Büyük bir ekran var…Heavy
Metal çalıyorlar…Oturdum bira istedim…Harika,… Skid Row çalıyor…Remember…sonra
Guns ‘n Roses… Don’t Cry daha Ozzy pek sevmem ancak bugün dinlicem.. ne çıkarsa
ne çalarsa…
Yanımdaki masada oduncu gömlekli bir adam oturuyor, 2 masa
gerisinde 2 genç adam 20 -23 en fazla onların arka masasında 2 kız 19-20
olabilir…En arkada tek bir kız portakal suyu içiyor…
Ortam loş ama dikkatlice bakınca seçebiliyorsun…Benim
önümdeki masaya 2 sevgili geldi..Kız daha önceden böyle bir bara gelmemiş
herhalde çocukta ya 1 ya 2 kere gelmiştir tahminimce…Evvvet bizim şarkımız
Dokken Alone Again çalıyor…Ön masadaki kıza ‘Pardon Hanımefendi şu saçınızı
çeker misiniz lütfen göremiyorum da ‘dedim…Sevgilisi problem mi var diye ayağa
kalktı sanırım beni henüz ayakta görmemişti…Hayır beyefendi klibi göremiyorum
Arkadaşınızın saçı engel oluyor dedim…Sana ne arkadaşımın saçından dedi…Doğru
bana ne… Ancak klibi izlemeliyim dedim…Kız tamam hayatım kavga çıkarma
dedi…Düşündüm kendi kendime kavga mı ? Neden ki…izin istedim sadece…Ok problem
çıkmasın…Çünkü kavga etmemi istemezdin…duysam da yeterliydi…
Elimde Bira bardağı…Aklımda sen…Sevgilim bu gün 30 yaşına
girdin…İyi ki doğmuşsun…
Hani birisi sana bakarda sen o bakıştan rahatsız olursun ya,
öyle bir his içimi kapladı…
Arka masamda ki Hanımefendi bana bakıyor…Bakıyorsunuz ama
ben sevgilimle oturuyorum…Ancak doğru siz göremiyorsunuz…Haklısınız…
Birisine mi benzetti acaba …Yoksa bilmiyorum…
3.birayı içiyorum…Portakal suyu hala bitmemiş…Lavaboya
gitmem gerekiyor…Ayağa kalktım…Yürüyorum ona yaklaştıkça bana baktığını
görüyorum…Lavaboya girdim
Ellerimi yıkıyorum…Kapı açıldı 2 tane uzun saçlı adam girdi
içeri…şöyle bir süzdüler beni…
Anlamadım neden diye…birisi diğerine buraların tipleri
değişmiş dedi…Öbürü diğerine güldü…Bende güldüm adam çok mu komik dedi…Cevap
vermedim…sonunun nereye gideceğini biliyorum çünkü…Söz Sevgilim bu gün olay yok
tartışma yok…Sadece Sen ve Ben…Neyse çıktılar…Niye güldüklerini
anlamadım…Saçlarım çok uzun acaba ona mı? Sanmıyorum…Sırtımda Motor montum
içinde siyah tişörtüm, siyah kot pantolonum, ayağımda Harley çizmelerim…Tuhaf
değil yani…
Yüzümü yıkadım…masaya oturdum tekrar…Ön masadaki insanlar
kalmışlar…
Bon jovi çalıyor…Saturday Night…harika, dinliyorum…
Hatırlar mısın hani elimizde şarap şişeleri Taksimde
yürürdük…Sana Seni çok seviyorum diye
bağırırdım…Sen de Şimdi birisi çıkıp bir şey söyleyecek lütfen bağırma derdin…
Ben söylesin kim ne isterse söylesin sana aşığım derdim…
Bon jovi bitmiş…Wasp çalıyor…Wild Child…Elimde senin
verdiğin kırmızı toplar onları çeviriyorum…I’m The Wild Child…
Arka masadaki hanımefendi ayağa kalktı … Portakal suyu
bitmiş…Benden 1-2 masa ilerde oturan adamların yanına geldi…bir şeyler
söyledi…Sonra arkasını döndü kapıya doğru ilerledi…Lavaboda bana laf
söyleyenlerden bir tanesi diğerine bir şeyler söyledi sanırım sakinleştirmeye
çalışıyordu… Diğeri sandalyeden kalktı sinirliydi…Sandalye devrildi…
Şu müzik bitsin kalkıcam zaten…Yeter artık…Bu müzik benim
geçmişim izin verirseniz dinleyeyim dedim kendi kendime…Bir yandan da
olacaklara bakıyorum…Şarkının ortalarındaydı…Adam yürüdü…Giden kızın
arkasından… Adımları sertti…
Konuşacak sandım özür dileyecek belki… Bir süre tartıştılar
tuvaletin kapısının önünde
Adamı görebiliyorum sadece bağırıyor duyabiliyorum…Derken
Helloween çalıyor…If i could fly…mümkün
mü acaba diye düşündüm…O arada adam elini kaldırdı ve kıza vurdu…
Ne olduğunu anlamadım…Kıza doğru yürüdüm hızlı adımlarla…Kız
ağzını tutuyor… Ağzı kanıyor…Ağlıyor…Adam arkasını dönmüş hızlı adımlarla barı
terk ediyor merdivenlerden iniyor… Peşinden gittim…koştum…Hey dostum bak
yaptığın şey yanlış…özür dilemen gerekiyor dedim…Bana doğru yürüdü ‘Sen Kimsin’
dedi…Söyleyeceğim hiçbir şey yok…Ona vurduğun gibi bana da
vurabilirmisin…dedim…Boyu sanırım 187 cm kilosu da o civarda…Derken ağzıma ılık
bir tat geldi…Sevgilim beni affet çünkü artık durmayacağım çok sabrettim… Sokak
karanlıktı…Bir ses duydum sonra bir ses daha birisi şu adamı durdursun
bağırıyorlardı…
Yumruklarım kanıyor Ellerim acıyor…Nasıl anlatılır
bilmiyorum…Adamın çenesini kırdım herhalde…Yumruklarım da ki kan benim kanım
dişleri geçmiş etime…Kadın aşağıda olanları görmüş… Adam sokakta yatıyor ağzım
kanıyor…İki kişi yanına gelmiş…Güç bela kaldırdılar…Yanıma yaklaştırmadan
götürdüler…
Barmen aşağıda olayı görmüş anlatıyor…Bu uzun boylu adam
hayvan gibi bir şey…onu öldürüyor sandık…Ama ilk önce diğeri başlattı kavgayı
ona vurdu…Adam haklı baksana
İlk önce o vurmuş…
Kadına, gidiyoruz dedim…
Nereye…dedi…
Bilmiyorum gitmemiz gerekiyor…üzgünüm…Odakuleye gittik…Taksi
durdurdum…Adam almadı…Dostum lütfen bir şey yok düştüm yalan söyledim taksi
şoförüne…Kız o benim sevgilim evet düştü dedi… Bana sarılmıştı… Elleri soğuktu…ama
sadece soğuktu… korkmuş olabilirdi…Bir anda Aşkımın elleri geldi aklıma
donmuştu…Ben ön tarafta oturmak istiyorum izin ver lütfen dedim…Yanımda otur dedi…tamam
dedim…Yolda gidiyoruz…Trafik yok şoför yavaş kullanıyor arabayı…
Müsait bir yerde inebilir miyiz…dedim…İndik…Kız sordu neden
indik soru sorma öyle gerekiyor dedim…Güvenmiyorum kimseye…
Yürüyoruz…
Neden bana bakıyordun dedim…Garip dedi o dergilerden fırlama
80lerin Metalcilerine benziyorsun…
Kavganın sebebini sormadım, beni ilgilendirmiyor…
Nerde oturuyorsun…dedim…Acıbadem dedi…Canım acıyor
Acıbadem…Güzeldir…Eskiden daha bir güzeldi…Adımı sordu…Kral dedim…
Peki senin normal bir ismin yok mu? Neden Kral diyorsun
kendine…
Ben demiyorum…İnsanlar diyor…Bilmiyor ki Tek Kraliçemin bana
söylediği kelimeleri…
Bilmesine de gerek yok…
Sana sevgilim dediğim için kızdın mı bana…diye sordu…
Kızılacak bir şey değil bu…Sevmek güzeldir…dedim…
Sevgilin var mı diye sordu…Cevap vermedim…
Tamam demek ki bundan sonra sana Kral diyeceğim…Bundan
sonrası olmayacak üzgünüm dedim içimden…
Nasıl istersen dedim…Üzgündü korkuyor…Daha fazla üzülmesine
gerek yoktu…
Taksime geldik…Her yer ışık…Bana sordu’ Bir şeyler içelim
mi?’ Portakal suyu içtin ya dedim…Gerek yok… Kahve? Ben kahve sevmem
dedim…Yalan söyledim Kahve+sen+sigara hayatım…Seninle yaptığım şeyleri benden
istiyor…
Kahvemi seni düşünerek içeceği Aşkım…içimden geçirdim…
Bak buradan bir taksiye bin evine git…vakit çok geç dedim…
Sen de gel dedi…Gelemem, üzgünüm ama yapamam…
O zaman telefon numaranı ver …dedi…
Tamam…0542 2990898
verdim…
Çaldırıyorum kaydet dedi…Kapalı dedim…Şarjı bitti…
O zaman yaz dedi…Kağıt yok kalem de…çantasından kağıt kalem
çıkarttı…yazdı bakmadan cebime koydum…İsmini söyledi…
İsmi Denizmiş…Tamam Deniz dedim…Taksi durdurdum…İyi akşamlar
hanımefendiyi Acıbademe götürür müsünüz ? sordum taksi şoförüne…
Taksi şoförü’ Tabi ki Beyefendi’ dedi…Deniz bana bakarak
Kral bana sarılır mısın dedi…
Son diye geçirdim içimden sarıldım…Dudakları dudaklarıma
değdi…Hava soğuk hadi git artık dedim…
Yarın ben seni ararım dedi…Kralla tanıştım yüzü gülüyordu
gözlerinin içi de öyle…
Yarın olmayacak ki…Unutman gerekiyor…Benim unutamadığım
gibi…O’nu…İçimden geçirdim…
Taksi gitti…Işıkları kayboldu…Işıkları hatırladım…Son gördüğüm
ışıkları…
Taksim parkına yürüdüm Bir sigara yaktım…Sigaranın yarısında
saate baktım cep telefonun saati…gece 02:33 sanırım…cebimdeki kağıt telefon
numarası…sol elimle sağ cebimden çıkarttım…yırttım parçalarını parkın
kaldırımına attım…2-3 parça bir araya geldi…
Kalbim gibi parçalamış kağıtlar…
Ne fark ederdi. ki… tek bir parça bile eksik olsa …
tamamlayamazdım ki…
Bak aşkım, benim dörtte üçüm yok…
Yürüyerek eve geldim…O akşamı düşündüm o geceyi… Deniz yarın
beni arayacak…
Kapatamam telefonumu…Açık bırakırsam numarasını yırttım
attım…Numarayı bilsem açmam…bilmiyorum…
Açmıcam kim ararsa…
Ertesi gün oldu 26 cevapsız arama…3 kere farklı geriye
kalan hepsi aynı…
Aradım … sesimi duyduğuna sevinmişti…Akşam şehir dışına
çıkacağımı söyledim…
Geldiğimde ben seni ararım dedim…Hattımı değiştirdim…
Doğrumu yaptım bilmiyorum…Gereken buydu…
Onunda ilerde mutlu olduğunda anlatacak bir hikayesi var
artık…
Sevgilim bu gece bunlar oldu yaşandı …
Ben şimdi kahve
yapıyorum…Sen Sweet November’ın cdsini koy vcd’ye…
Unutmadan…Sürprizzzz…Çikolata Fındıklıydı değil mi…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder