5 Aralık 2011 Pazartesi

Kral ve Kraliçe ...


Korkum sensizlik mi yoksa seninle tekrar yaşamak mı bazı şeyleri…
Yoksa korkum kendim mi?


Sabah kalktığımda saat sekize geliyordu… Evin içi sessiz, dolu ancak bir o kadar boş ev… Camlar kapalı, güneşin içeri girmesine izin vermediğim perdelerim var… Hep akşam, hep gece yaşanır benim evimde…

Kahve içmeliyim, siyah olmalı tatlı ve sıcak olmalı…Hani bir söz vardır ya … “ kahve gece gibi karanlık, cehennem gibi sıcak, kadın gibi tatlı olmalı”…
Nedendir o çok sevdiğim kahvenin yanında sigara içmek istemiyor canım…

Terasım da kırlangıç kuşlarım var… Karşı çatıda da bir martı… Hep akşam gelir, 1 saate yakın konuşuruz…Bugün sabah gelmiş…Ancak konuşacak bir şeyi yok sanırım…Bana bir şey mi söyleyecek acaba?

Kahvem bitti.
İçimden gelenleri yazmalı mıyım, yoksa gitarımla mı paylaşmalıyım?
İlk önce bir sigara yakmalıyım…Sonra vurmalıyım duygularımı gitarımın tellerine…Yine ellerim kanayacak belki…Varsın kanasın…Çok kişi ağlamadı mı zaten, çok kan dökülmedi mi?
Sence anlatabilir miyim duygularımı… Her sabah, her gece anlatamadığım gibi.

Kahve içmeliyim…Balıklarıma yem vermeliyim…Çiçeklerimi sulamalıyım…

Martı hala orada… Tekrar konuşmayı denemeliyim…
Keşke ne söylediğini anlayabilsem…

Şimdi anlıyorum. Bugün Çarşamba seninle buluşacaktım…ve sanırım 45 dakikam var…

Duş almalıyım, günahlarımı kavuracak kadar sıcak olmalı su… Ve bunları hızlı bir şekilde yapmalıyım çünkü seni bekletmek istemiyorum… Zaten hafta da bir gün görüşebiliyoruz… Ve bugünü seninle geçirmek istiyorum… Her günü istediğim gibi…

Duşa aldım,  Baban için aldığın ve ona bol geldiği için bana verdiğin gömleği giydim…
Altımda kot pantolonum, ayağımda ucuzluk pazarından aldığım spor ayakkabılar…
Artık çıkmalıyım…


Beşiktaş sahiline geldiğim de beni beklerken buldum seni…
Sana doğru yürürken, gözlerindeki yaşları daha net görebiliyordum…

“Çok fazla zamanım yok, sadece artık bitmeli” diyorsun…
Neden?  Böyle olmamalı …
Hayallerimiz, sevgimiz, duygularımız…

Sesimin tonu yüksek değil ancak insanlar bana bakıyor…
“ Sevgilim; sana, bu cümleleri  söyleten nedir? ”

“Her şey için özür dilerim”


Denize bakıyorum, içinde milyonlarca canlının yaşadığı deniz…Benim içimde tek bir duygu… Kocaman bir duygu … Sen …


“Gitmem gerekiyor” diyorsun…

“ Son bir kez seninle yürüyelim… olur mu?”



Caddede yürürken konuşmuyorum… Kelimelerim yok… Nefes alabiliyorum sanırım…

Güneş gözlerimi yakıyor…Ancak ellerim soğuk… Göğsümde bir ağrı var…Nefes aldıkça canım yanıyor…

20 dakika yürüdük sanırım, belki daha uzun veya daha kısa…

“ Buradan sonra sen gelme olur mu?”

“ Sevgilim, seni yalnız bırakamam” gelmem gerekiyor…

Dudaklarından dökülen son cümleler
“ Kralım seni çok özleyeceğim” 

Gözlerimden yaşlar akıyor… Senin peşinden geliyorum… O güzel sarı saçlarını görebiliyorum, ama dokunamıyorum… Yetişemiyorum…


Çarem yok…

Mezarının başında oturup ağlıyorum…


Seni çok özlüyorum Kraliçem…








Hiç yorum yok: