Heavy Metal'in Doğuşu
Heavy Metal ne zaman basladi? Buna yanit vermek oldukça zor. Bu konuda isim
yapmis Rock yazarlarinin çogu ilk Heavy Metal eserleri olarak Kinks grubunun
"You Really Got Me" ve Who'nun "My Generation" sarkilarini
gösterirler. 1964'e denk düsen bu parçalari Modern Heavy Metal parçalari ile
karsilastirdigimizda, nesine Metal dendigini pek anlamasak da uzmanlar öyle
diyorlarsa bir bildikleri vardir. Müzik yasantisini hala sürdüren Alice Cooper
(Gerçek adiyla Vincent Fournier), lise yillarinda kurdugu grubu The Spiders ile
ilk gerçek Heavy Metal'ci ünvanini tartismasiz bir sekilde alir. Gerçi
Cooper'in da günümüzdeki anlamiyla Metal yapmaya baslamasi 1971 tarihli klasigi
"Love It To Death" ile olur.
1966 ile birlikte sözsel ve enstrümantel sertligini yavas yavas artiran
Rock, kökleri olan Rock n'Roll ve Blues'dan biraz daha uç noktalara kaymis ve
"Hard Rock" tabiri ilk defa kullanilmaya baslanmistir. 1965-1970
yillari arasinda müziklerine Hard Rock denilebilecek gruplar da dogmaya
baslamistir. Golden Earring, Cream, Jimi Hendrix Experience, Led Zeppelin,
Vanilla Fudge, Iron Butterfly, Steppenwolf, Blue Cheer, MC5, Deep Purple, Grand
Funk Railroad, Free, Uriah Heep, Mountain, Humble Pie, Bloodrock, Black Widow,
Cactus ve Black Sabbath bu türün öncüleri arasindadir. Heavy Metal terimi ise
ilk kez Steppenwolf'un ünlü parçasi "Born To Be Wild"da, motosiklet
gürültüsünü tanimlayan "heavy metal thunder" tamlamasinda
kullanilmistir.
Cream ve Jimi Hendrix Experience, Heavy Metal'e ticari anlamda hayat veren
ilk gruplardir. "Sunshine Of Your Love" ve "White Room"daki
sert Eric Clapton gitarlari ile Cream, yillar sonra kurulacak Metal gruplarini
derinden etkilemistir. Bir diger efsanevi grup ise Heavy Metal'in en büyük
efsanesi Jimi Hendrix'in taskin gitarini temel alan Jimi Hendrix
Experience'dir. "Insanlar salamura gibi üstüste yigilmislardi. Onlari
harekete geçirmek için gürültülü müzik yapmaya karar verdim" diyen Hendrix
bir bakima Heavy Metal'in de temel mesajini vermektedir. Iron Butterfly da 19
dakikalik unutulmaz klasigi "Inna Gadda da Vida" ile daha sonralari
bu tarz müzigin önemli unsurlari olacak uçup giden davul ve gitar sololarina
ilk örnekleri vermistir.
ABD'de Bad Company ve UFO gibi gruplar patlama öncesi Heavy Metal'in
temelini olustururlarken, asil patlamayi gerçeklestirecek gruplar Ingiltere'de
kurulma asamasindadir. Deep Purple klasik müzige de yakin tarzda ilk
albümlerini yayinlarken, daha depresif söylemiyle Led Zeppelin Hard Rock ile
Heavy Metal arasindaki ince çizgide durmaktadir. Ama bir grup vardir ki
patlamanin tek basina atesleyicisi olacaktir: Black Sabbath. 70'lerin basinda
Hard Rock / Heavy Metal tarzi müzigin krallari sayabilecegimiz bu üç Ingiliz
grubuna kisaca deginmekte fayda var.
Deep Purple, Rock dünyasinda o ana kadar görülmemis kompozisyonlar ve
cesaret isteyen enstrümantel teknikler getirmistir. Bunda iyi bir klasik müzik
dinleyicisi olan Jon Lord ile gerçek bir gitar ustasi olan Ritchie Blackmore'un
payi büyüktür; tabii bir de muhtesem sesiyle Ian Gillan'in. Progressive Rock
örnekleri sayabilecegimiz ilk üç albümünün ardindan bir de Londra Senfoni ile
klasik müzik konseri veren ve bunu albüme döken grup, biraz da Blackmore ve
gruba yeni giren Gillan'in baskilari ile daha sert müzige döner ve muhtesem
"In Rock" 1970'de yayinlanir. Bunu izleyen "Fireball" ve
"Machine Head" gruba Hard Rock kralligini getirecektir. "In
Rock"tan muhtesem "Child In Time" ve "Machine Head"den
unutulmaz "Smoke On The Water" gruba tartisilmaz bir konum
kazandirmistir. "Fireball", "Highway Star" ve daha sonraki
eserlerinden "Burn" gibi enerjik parçalarin yaninda "Lazy",
"Mistreated" gibi depresif parçalar ile adlarini Rock tarihine
yazdirmislardir.
Led Zeppelin'in müzigi Purple'inki ile karsilastirildiginda biraz daha
serttir. Onda klasik müzik havasi veren tuslu çalgilar ve teknik isteyen ama
sonu belli bir tarzdaki gitar sololari yoktur. Zeppelin'in gitar sololari daha
uçuktur ve beklenmedik yönlere gider. Davul daha vurucudur, asla arka planda
kalmaz. Sözler daha sert ve daha tabu konularla ilgilidir. Önceleri, Eric
Clapton ve Jeff Beck gibi efsanevi gitaristler çikaran Yardbirds'de çalan Jimmy
Page ve solist Robert Plant'in önderliginde olusturduklari tarz ile Heavy
Metal'e satanik damgasi vurulmasina yol açacak ilk gruptur Led Zeppelin.
Sonrasinda grubun basari için ruhlarini seytana sattigi, bir çok sarki
sözlerinde gizli gizli seytani ve satanizmi öven sözler oldugu söylenecektir.
Biraz da bunun ve isimsiz ilk dört albümün yarattigi gizemle grup hatiri
sayilir bir kitleyi kendine baglamistir.
Reggae'den folka bir çok degisik müzik tarzini Heavy Rock potasinda
erittikleri müzikleriyle adlarinin yanina "Tüm zamanlarin en çok bilinen
Heavy Metal grubu" ünvanini da ekleyeceklerdir. Bunda hala bile ABD
radyolarinda en çok istek alan parça olan "Stairway To Heaven"in da
etkisi büyüktür. Bunun yaninda "Whole Lotta Love", "Black
Dog", "Dazed And Confused", "D'yer Mak'er" gibi
klasiklerini de unutmamak gerekir. Daha geç dönem eserleri arasinda da
"Kashmir", "Achille's Last Stand" gibi uzun ve saglam
bestelerini saymak gerekir.
Grubun "rock till you drop" tarzi konserleri ise saatler süren
ayinlere dönmektedir. Enerji ve adrenalin üst düzeydedir; bir de konser
alaninin üstünü kaplayan marihuana dumani. Sonradan bir çok Metal konserinde
görmeye alisacagimiz uzun gitar ve davul sololari ilk defa Zeppelin tarafindan
gerçeklestirilmistir. John Bonham'in kendini kaptirdigi konserlerde bir saate
varan davul sololari attigi anlatilir efsanelerde!
Ve Black Sabbath. 30 yil sonra dönüp bakildiginda ve günümüz sartlarina
göre degerlendirildiginde Deep Purple ve Led Zeppelin'e ancak Hard Rock grubu
denilebilecekken, Black Sabbath tartisilmaz bir sekilde Heavy Metal'dir. Bu
yüzden grubun Heavy Metal tarihindeki yeri essizdir. Yogun, karanlik,
ugursuzluk kokan müzikleri ve adeta çatirdayan gitarlari ile yepyeni bir tarz
getirirler Rock'a. Gitarist Tony Iommi ve grup arkadaslari Ozzy Osbourne,
Geezer Butler ve Bill Ward, iki klasik albüm "Paranoid" ve
"Master Of Reality" ile bunlarda yer alan klasikler
"N.I.B.", "Paranoid" ve "Children of the Grave"
ile Heavy Metal'e yön çizerler. Metallica ve Nirvana gibi yillar sonra
kurulacak gruplar müzikal yönelimlerini, üyelerinin gençliklerinde dinledikleri
Black Sabbath klasiklerinden alacaklardir. Ciddi bir sekilde bakildiginda Black
Sabbath öyle bir gruptur ki katiksiz saf Heavy Metal'in, yetmislerin sonunda
patlayacak Punk/Metal tarzinin, seksenlerin sonu doksanlarin basinda Seattle'da
patlayacak Grunge'in, Kuzey Avrupa ülkelerinde çikis bulacak satanik söylemli
Black Metal'in temelinde durmaktadir.
Her ne kadar Satanizm'i Heavy Metal'e Led Zeppelin'in soktugu kesin olsa da
bunu en iyi kullanan grup Black Sabbath olur. Giyimlerinden sahne
düzenlemelerine, sarki sözlerinden albüm kapaklarina kadar her konuda buram
buram seytan kokmaktadir grup. Normal olarak grubun, siradan ebeveynler
üzerinde yarattigi infial büyüktür. Yillar yili sürecek Heavy Metal
düsmanliginin temelleri de Sabbath'in özellikle de asi solistleri Ozzy'nin
kisiliginde toplanan tepkiler ile atilir.
Yetmislerin ortalarinda, yedi yeni grup sahneye çikar ve farkli yönlere
dogru giderek bir Heavy Metal yelpazesi olusumuna katkida bulunurlar. Judas
Priest, bu tarz müzikte çift solo gitarist kullanan ilk grup olur. Aerosmith
blues'a geri dönüs ile birlikte seks ve uyusturucuyu da getirir. Thin Lizzy
costurucu ve eglendirici bir tarzin öncüsüdür. "Bohemian Rhapsody"
gibi bir saheserin yaraticisi Queen ise daha seçkinci ve adina uygun bir
sekilde daha asildir. Kiss, Alice Cooper'in makyajini ve sahnesini biraz daha
ileriye götürerek Glam Rock'in temellerini atar. Blue Oyster Cult ise 60'larin
basit söz ve ritmlerini Heavy Metal'e katan gruptur. AC/DC'nin getirdigi ise
Heavy Metal'in temel taslarindan olacak saldirganliktir.
Bu yillarda ortaya çikmis olan bir çok grup, birer Heavy Metal devi olarak
yerlerini saglama alirken, Metal disi olarak siniflandirabilecegimiz bazi Rock
gruplari da bu tarzdan etkilenerek müziklerine Heavy unsurlari da katmislardir.
Bunlarin en önde gelenleri olarak Physicodelic Rock tarzinin öncüsü Pink
Floyd'u, yine Progressive Rock gruplari Genesis, Jethro Tull, Yes ve King
Crimson'i sayabiliriz. Hatta Jethro Tull, 80'lerde oldukça sert parçalar da
yaparak Grammy ödülleri kapsaminda 1989'da ilk kez verilen Heavy Metal Grubu
ödülünü de kazanacaktir. Rush ve Marillion gibi daha geç dönem Progressive
gruplari da Heavy Metal ögelerini sıkça kullanmislardir.
Ne yazik ki yetmislerin sonlariyla birlikte Klasik Heavy Metal yillarinin
da sonu gelmistir. Aerosmith, Thin Lizzy ve Black Sabbath, üyelerinin
uyusturucu sorunlarina yenik düsmüstür. Kiss, isi ticarete dökerek ruhunu
kaybetmistir. Deep Purple eleman degisiklikleriyle kendi kendini bitirirken,
baterist John Bonham'in ölümü Led Zeppelin efsanesinin de sonu olmustur. Judas
Priest ve Queen, tarihlerinin en sönük eserlerini vermislerdir. Metal ölüm
dösegindedir.
Yine de çok az sayida grup bayragi tasimaya devam ederler. Okul çocugu
giyimli Angus Young'un degisik gitar tarzi ve Bon Scott'in cehennemi çigliklari
AC/DC'yi Metal'in yeni lideri konumuna getirmistir. Bununla birlikte ilk gitar
kahramanlarindan Ted Nugent'in adi sikça duyulmaya baslanmistir. Deep
Purple'dan ayrilan Ritchie Blackmore da daha özgür ve sert takildigi yeni grubu
Rainbow'da tüm zamanlarin en iyi Metal solistlerinden Ronnie James Dio ile
çalisma sansi yakaladigi iki albüm ile efsanelesmistir: "Rainbow
Rising" ve "Long Live Rock n'Roll". Bu iki albüm ayni zamanda
Heavy Metal dünyasinin, konusunu mitolojiden alan eski efsaneler ile ilk tanismasi
olur. Dio, daha sonra kurdugu kendi grubunda bu epik tarza çok fazla yer
verecek, seksenlerin sonuyla hayat bulacak olan Power Metal de, Dio'nun
destanlardan, kutsal savaslardan, sövalye ve kahramanlardan bahseden bu tarzini
temel alacaktir.
Alıntı ve katmadır...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder