Kral kayboldu... belki
bulurum sandım uykum kaçınca geri geldim kral yoktu... Kral nerede? Günaydın...
Saat 05:45 ti Kral uyandığında…Yanında uyuyan güneş saçlı
genç kıza baktı, en güzel rüyalarını görüyordur belki diye düşündü içinden,
rüyaların içinde miydi Kral …
Yoksa rüyalar Kralın dışında mı görülüyordu…
O kadar güzel uyuyordu ki… Bu kadar acıyı çekmeye hakkı var
mıydı? Acı kendisimiydi, yoksa Kral’ın acıları kaybetme özelliği hala gözlerinde ve
parmaklarının ucun da mıydı?
…
Güneş doğmamış, dün gece bulutlar çok ağlamış, caddeler
gözyaşlarıyla ıslanmıştı…
Gece üzüntüsünü atamamıştı üzerinden… Kaybolan güneşi için
mi yoksa yerini alan ay için miydi gecenin gözyaşları… Gecenin düşleri var
mıydı, gece de insanlar gibi rüya görür müydü?
Gece ağlar mıydı?
Gece…
Kahve içmeliydi… Kahve neyi unutturabilirdi ki? Yoksa
Unutulanları hatırlatır mıydı…
Sırtına güneş saçlının parfümünün sindiği gömleğini giydi.
Ev karanlıktı ancak, mutfağı bulabilirdi sanırım… Ayak seslerinin duyulmaması
için ağır adımlarla yürüdü…
…
Sanırım burası mutfaktı… Dışarıda yanan sokak lambasının
ışığı vurduğu için rahat görebiliyordu… Su bardaklarını gördüğünde mutfak
olduğunu anladı. Kahveyi ve şekeri bulmalı suyu kaynatmalı ve güneşin doğuşunu
yakalamalıydı…
Mutfağın küçük bir balkonu vardı… Güneşe yakın olmalıydı,
doğarken yanında olmalıydı… Dokunamazdı ki elini yakardı bedenini… Kral soğuğu
severdi, yağmuru, rüzgarı severdi.
Düşünürdü her doğan güneş sonuçta yerini bırakmayacak mı
yağmura ve esen rüzgara…
Güneş çok sevdiği gündüzü terk etmeyecek mi… her gece
ayrılıp, her gün barışmayacaklar mı? Çocukları olan, yıldızlar hatırına…
Onları göremedikleri zaman ağlamayacaklar mı? Gördüklerin de güneş salmayacak mı kendini
günün üzerine tek hakim miş gibi Tek Kralmış gibi…
Soğuk içini burktu Kral’ın, yaktığı sigara boğazını acıttı.
İçini burkan Güneş saçlısı mıydı…
Yoksa deniz gözlüsü mü burktu içini…
Dün gece ile ilgili hatırladığı ve yaşanan şeyleri sigara
tablasında ve içtiği kahvenin bardağında bırakmak istiyordu… Bırakmalıydı,
çünkü tekrar içilen kahve ve sigara ilkinin yerini asla tutmayacaktı…
Güneş saçlı Kralla bir önceki gece barda tanışmıştı… Kral
sahnede gitar çalarken, gözü hep gözlerindeydi… Sahneden indiğinde bir içki
ısmarlamak istemişti Kral’a…
Kral artık içki içmediğini söylemiş ancak incitmemek için
sadece kahve istemişti…
Ve sohbetin barda kalmasını dilemişti…Ancak dilediği gibi
olmamıştı…
Kral bunları düşünürken, güneş tepeden yükselmeye
başlamıştı… Sigarasından son dumanı çekti. Gitmeliydi artık…Takip etmeliydi
güneşi… Bu kentin toprakları onu kabul ederdi belki ancak istemezdi bastığı
topraklarda gün geldiğin de uyumayı… Doğduğu, sevdiği topraklarda
Uyumayı isterdi… Örtü dahi olsa bedenine…
Kahve içtiği bardağı yıkadı… Kül tablasında ki sigaranın
söndüğünden emin olduktan sonra döktü içindekini… Bir daha hatırlamamak üzere…
Odaya geri döndüğünde, güneş saçlı gördüğü rüyanın sonunu
yaşamaktaydı… Tekrar baktı Kral, melek yüzünü gördü…
İyi kalmalısın diye mırıldandı Kral… hep iyi hep mutlu…
Giyindi… Çıkmalıydı artık… Kapıyı açtı ve ardından usulca
kapattı…
Salondan geçip sokak kapısına ulaştı…
Güneş artık kendini belli etmeye başlamıştı kayıp kentinin
caddelerinde… Gece gözlerini silmişti bir daha ağlamamak üzere… Ancak hava hala
soğuktu… Derin bir nefes aldı, içinde
garip bir his vardı… Zorunda değildi bazı şeyleri yapmaya, ancak yapmalıydı…
Saçlarının arasından geçen rüzgarı hissetti…
“Sigara içmeliyim” dedi. İçinden…
Sigarayı yakmak için elini deri montunun cebine soktuğunda çakmağını
ararken bir kağıt parçası düştü gecenin gözyaşlarının ıslattığı kaldırıma…
O anda bilmediği kentin bilmediği sokaklarında çok yalnız
hissetti kendini…
“Kral kayboldu... belki bulurum sandım uykum kaçınca geri geldim
Kral yoktu... Kral nerede? Günaydın...”
…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder