5 Aralık 2011 Pazartesi

Erkek gözüyle kırmızı...



Geceleri, o yokken yağmasını beklediğin yağmur çiseliyor, bu eski sokağın terk edilmiş kaldırımlarına…
Her gece donuk gözlerle baktığın bu alışa geldik manzara da bu gün bir değişiklik var, sokağın başında bekleyen kırmızı paltolu kadın gibi…Sen O’nu benliğinden farklı görüyorsun…Kırmızısı ateş, beyaz teni umutları…Uzun zamandır beklenen kişi değil mi?

Bu sokaktan her gece gelip geçen sarhoşların pis kokusu bedenlerinin iğrenç gamlı rengi yerine bu gece boş sokakta bir melaike var…Tiksinerek baktığın bu nahoş insanların  yerine onu görmek ilginç olmalı…
Gözlerini açıp kapadığında kayboluyor…Yine terk ediyor seni ama bu defa umutların var…
Biliyorsun geri gelecek bir daha dönmemek üzere…
Bir şarap açıyorsun kadehler nerede? Şarabı içmeden uyumalısın bu gece…


Uyandığın da her şey bambaşka bir hal alıyor…Evde O’nun kokusu neler oldu? Mutfaktan kızarmış ekmek kokusu geliyor…Özlediğini fark ediyorsun…Odanın perdelerini açtığında güneş gelmiş İstanbul’a… Rüya mı gerçek mi anlamak için kendini balkona atıyorsun… Soğuk havanın vücuduna temasıyla irkilip mutfağa gidiyorsun…
Kızarmış ekmekler tezgah da duruyor…Masada oturmuş biri var. İçerdeki ışık yüzünden kim seçemiyorsun. Elinde bir kitap var…Dalgın, seni fark etmiyor bile…Sessizce yanına gidiyorsun, hiçbir tepkisi yok…

Kitabın arasında ikinizin resmini koymuş. Bir sayfa daha okuyor,Kitabın kapağını kapattığında gözleri doluyor…İçeri ilerliyor. “ Çok mu kızdı bana, ne yaptım, neden konuşmuyor ? ” diye düşünürken, senin resmini alıyor…Konuşmaya başlıyor…”Seni özledim, keşke beni terk etmeseydin”… Tam bu cümlenin sonunda bağırmaya başlıyorsun. Duymuyor seni, “ Seni terk etmedim, seni seviyorum “ duymuyor seni, duymuyor ki…Ellerinin tersiyle gözlerini siliyor…


Yeni fark ediyorsun üstünde senin eşofmanların …

Ne zaman öldün…Ne zamandır bu evdesin? Neden hiçbir şey hatırlamıyorsun…
O duşa giriyor, su sesine rağmen hıçkırıklarını duyabiliyorsun… Yeni ölmüşsün belki…O duştayken sen de evi dolaşmaya başlıyorsun…

Odanda hiçbir şey değişmemiş… Her şey yerli yerinde…
Salonda ki koltuğa yaklaşıp oturuyorsun, eşyalar tozlanmaya başlamış…Anlıyorsun ki sen yokken kalmamış burada…

Ne zaman döndü?

Anımsadığın tek şey, bir gece sokağın başından sana bakan kırmızı paltolu kadın…
Teniyle aynı renkte bir havluya sarılmış çıkıyor banyodan… Saçlarından damlayan su damlaları omzundan akıyor…O’nunla bu evde yaşamış mıydın ki? Evin içindeki en güzel şey O imiş… Yeni fark ediyorsun…
O anlamlı kılıyor bu evi…


Hiç yorum yok: